Panlektik Epistemoloji ÜzerineZamanında bir hikâye okumuştum. Büyük olayları, kalabalık sahneleri, çarpıcı dönemeçleri olan bir hikâye değildi. Sade bir adam, eski…
Aşk, Cinsellik ve Sevgi Üzerine Panlektik Bir Düşünmeİnsanın kendini ve dünyayı kavrayışı, çoğu zaman bir illüzyonun içinden geçer. Bu illüzyon, gerçeği gizleyen bir perde değil,…
İsyanın Ontolojik Temeliİnsan, hayatının en ağır anlarında yalnızca acıyla değil, anlam boşluğuyla da karşılaşır. Böyle zamanlarda dilin en eski reflekslerinden…
Achille Mbembe ve Panlektik Bakış: Ölüm Siyasetinden Bütünsel YaşamaAchille Mbembe’nin düşüncesi, modern dünyanın en rahatsız edici gerçeklerinden birini ortaya koyar: Ölümün dahi siyasetin bir parçası olduğu…
Fenomenoloji ve Panlektik Epistemoloji: Anlamın Kuruluşu Üzerine Ortak Bir ZeminBilgi nedir? Dış dünyadan toplanan verilerin zihinde depolanması mı, yoksa bilinç ile dünya arasındaki canlı bir etkileşim mi?…
Denetimlerde yapay zeka kullanımıYapay zekâ artık denetim mesleğinin “hazırlandığı” bir gelecek değil. İçinde yaşadığımız bir gerçeklik. Saha ziyaretinden önce HACCP planları…
Uygunluk Denetçisinden İlişkisel Düşünceye: Kalite Sistemleri, Topoloji ve Felsefi Yoksunlaşan Doktora İdealiKalite yönetim sistemlerinde uygunluk denetçisinin rolü çoğu zaman dar ve mekanik bir çerçevede anlaşılır. Denetim, birçok kurumda hâlâ…
YaratımYaratım, dışarıdan verilmiş kuru bir emir gibi değil; varlığın içinden yavaş yavaş açılan bir oluş gibi hissedilir. Bir…
Suyun Nüvesi: Thales ve Panlektik YakınlıkFelsefe çoğu zaman büyük bir cümleyle değil, basit görünen bir sezgiyle başlar. Thales’in “Her şeyin özü sudur” sözü…
Panlektik Bir Bakışla Haz, İrade ve İç Düğümİnsan çoğu zaman mutluluğu dışarıda arar. Daha iyi bir hayat, daha rahat bir beden, daha az acı, daha…
Irvin Yalom ve Panlektik: İnsanın İçindeki DüğümBir insanın hayatı çoğu zaman dışarıdan bakıldığında anlaşılır görünür. Bir mesleği, ailesi, alışkanlıkları, korkuları ve gündelik ritmi vardır.…
Fanon, Said, Gramsci ve Panlektik BakışBazı düşünürler, yalnızca fikirleriyle değil, insanın içine bıraktıkları soruyla yaşar. Frantz Fanon, Edward Said ve Antonio Gramsci böyle…