AGFOCERT

Panlektik Felsefe’nin Tanrı Anlayışı

Tanrı hakkında konuşmaya başladığımızda, her kelime bizi biraz daha dikkatli olmaya çağırır. Çünkü O’na dair söylediğimiz şey, çoğu zaman Tanrı’nın kendisinden çok, bizim O’nu hangi sınırlı ufuktan kavramaya çalıştığımızı gösterir.

Panlektik Felsefe’nin Tanrı Anlayışı

Panlektik düşünce bu yüzden Tanrı’yı kesin bir tanıma hapsetmeye çalışmaz. “O budur” demek yerine, O’nun sanatını, düzenini ve varlık içindeki yansımalarını izlemeyi seçer. Whitehead ve Schelling gibi düşünürlerde sezilen arayışa yakın biçimde, Tanrı’yı uzak bir soyutlukta değil; hayatın akışında, oluşun içinde, her nefesin sessiz düzeninde arar.

Evrene baktığımızda fizik kanunlarının, biyolojik süreçlerin ve görünmez dengelerin düzenli biçimde işlediğini görürüz. Panlektik bakışa göre bu düzen, kör bir mekanizmanın çalışması değildir. Sistem, Yaratıcı’nın hikmetinin varlıkta görünür hâle gelmesidir. Ona dışarıdan zorla itaat eden bir yapıdan çok, O’nun iradesiyle uyum içinde akan bir düzen gibi düşünülebilir.

Bunu bir çiftçi üzerinden anlamak mümkündür. Çiftçi toprağı sürer, tohumu eker, suyu verir. Fakat tohumun kabuğunu çatlatıp filize dönüşmesini sağlayan o iç kuvvet, doğrudan çiftçinin elinde değildir. Çiftçi ortamı hazırlar; hayatın uyanışı ise daha derin bir kaynaktan gelir. Tanrı, varlığın imkânını açan, her oluşun ardında hayatı mümkün kılan sonsuz kaynaktır.

Madde, hayatı açıklamak için önemli bir kapı açar; fakat her şeyi tüketmez. Bir hücre fiziksel bütünlüğünü koruduğu hâlde yaşamını yitirebilir. Demek ki canlılık, yalnızca parçaların yan yana durmasından ibaret değildir. Panlektik düşünce burada ruhu, Yaratıcı’nın varlığa dokunan nefesi gibi görür. Ruh, insana verilmiş bir işaret, varlığın içinde taşınan ilahi bir kıvılcımdır.

Anne karnındaki bebek bu sessiz akışı güçlü biçimde gösterir. Anne her an bilinçli bir emir vermez; bebek de ihtiyaçlarını hesaplayarak almaz. Buna rağmen aralarında kusursuz bir beslenme, koruma ve büyüme bağı kurulur. Hayat, görünmez bir şefkatin içinde akar. Panlektik felsefe bu bağı Tanrı’nın niyetinin varlıkta beliren izlerinden biri olarak okur.

Bu yüzden en mekanik görünen süreçlerde bile yalnızca mekanik yoktur. Kolaylık da zorluk da, geniş bir düzenin içinde yer bulur. İnsan her zaman bu düzenin nedenini ve yönünü kavrayamaz. Bazen yaratılış bir anda belirir; bazen de uzun bir bekleyişin içinde, sessizce olgunlaşır. “Ol” emri kimi zaman yıldırım gibi iner, kimi zaman bir tohumun toprağı yarması kadar ağır ilerler.

İnsana düşen, Tanrı’yı dar kalıplara sığdırmak değildir. Bir hücrenin iç hareketinde düzeni, bir bebeğin oluşunda şefkati, toprağı yaran tohumda kudreti sezmektir. Tanrı hakkında konuşmak, sonunda daha derin bir hayranlığa varıyorsa anlamlıdır. Çünkü bazı hakikatler açıklanarak değil, dikkatle izlenerek insana yaklaşır.